D Vitamini Eksikliğinin Ortaya Çıkardığı Faktörler

Yeni bir çalışma, D vitamini eksikliğinin üreme fonksiyonlarında etkili olduğunu, cinsiyet hormonlarının üretimini olumsuz etkilediğini ve tüp bebek tedavisinin başarısını düşürebileceğini ortaya koydu

Bilim insanları, D vitamini eksikliğinin üreme fonksiyonlarında etkili olduğunu, cinsiyet hormonlarının üretimini olumsuz etkilediğini ve tüp bebek başarısını düşürebileceğini ortaya koydu.

Avusturyalı bilim insanlarınca yürütülen bir çalışma, D vitamini eksikliğinin düzeltilmesinin üreme sonuçları ve hormon düzeylerini olumlu etkilediğini ve tüp bebek başarısını artırabileceğini gösterdi. Yürütülecek geniş çalışmalar sonrasında, vitamin D’nin, kısırlık tedavisi gören çiftler için faydalı olabileceği öngörülüyor.

Portekiz’in başkenti Lizbon’da, 95 ülkeden 3 bin 700 katılımcının 2 binin üzerinde bildirimle yer aldığı Avrupa Endokrinoloji Kongresi’nin başkanlığını yapan Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Okan Yıldız, kongrede endokrinoloji alanında çok sayıda yeni çalışmanın bilim camiasıyla paylaşıldığını söyledi.

“D VİTAMİNİ, KISIRLIK TEDAVİSİ GÖREN ÇİFTLERE FAYDA SAĞLAYABİLİR”

Prof. Dr. Yıldız

D vitamininin özellikle erkeklik hormonu olan testosteron ile ilişkisinin bilindiğini belirterek, yeni yapılan çalışmalarda D vitamininin tedaviyle yerine konulmasıyla, kadınlarda ve erkeklerde üreme fonksiyonu ve fertilitenin iyileştirilip iyileştirilmediğinin sorgulandığını söyledi.

Avusturyalı bilim insanlarınca yürütülen ve ilk sonuçları Avrupa Endokrinoloji Kongresi’nde açıklanan çalışmaya ilişkin bilgi veren Yıldız, şu değerlendirmede bulundu: “Yeni yapılan bir çalışmayla, D vitaminin kadın ve erkek kısırlığında etkisi araştırıldı. Bu kapsamda, kontrollü bir seri çalışma hala yürütülüyor. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, D vitamininin kısırlığın değişik yönleri ile ilişkili olduğu ortaya kondu. Çalışmalarda, D vitamini eksikliğinin, erkekteki sperm hücresinin hem üretimini hem de olgunlaşmasını, kadınlarda da hem yumurta hücresinin hem de rahim zarının fertiliteye hazırlanmasını, ayrıca kadınlık ve erkeklik hormonlarının üretimini olumsuz etkilediği belirlendi. Bunun dışında D vitamini düzeyleri düşük olanlarda tüp bebek sonuçlarının daha başarısız olduğu, D vitamini takviyesiyle tüp bebek başarısının artırılabileceği ifade edildi. Aynı şekilde, D vitamini eksikliğinin giderilmesinin, erkeklerde de sperm kalitesi, üreme fonksiyonu ve testosteron düzeyleri üzerinde olumlu etkisi olduğunu gösteren veriler mevcut.”

Çalışmaların bir üst seviye getirilerek devam ettiğini dile getiren Yıldız, D vitamini eksikliğinin üreme fonksiyonu için bir risk faktörü olduğunun gösterildiğini dile getirdi.

Yıldız, “Şimdi hem aradaki neden-sonuç ilişkisinin belirlenmesi hem de kadın ve erkeklerde üreme fonksiyonları üzerinde olumlu etki sağlayabilmek için hangi dozda ve ne kadar süreyle D vitamini verilmesi gerektiği inceleniyor. Bu konudaki geniş çalışmaların sonuçlarına göre D vitamini kısırlık tedavisi gören çiftlerde yararlı bir seçenek olarak yer alabilir.” sözlerine yer verdi.

Avusturyalı bilim adamlarını yaptığı son araştırmaya göre D vitamini eksikliği yaşayan çiftlerin, üreme fonksiyonlarında bozulmalar meydana geliyor. Bu durumda çocuk yapma aşamasında olan çiftlerin şanslarını azaltıyor.

Tüp Bebek Tedavisinin Başarısında D Vitamini Önemli

Bu konuda özellikle tüp bebek tedavisi gören çiftlerin, bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini söyleyen Avusturyalı bilim adamları, bu süreçte başarı şansının artması için çiftlerin D vitamini takviyelerini tam ve yerinde yapılması gerektiğini söylüyorlar. Bu konuda özellikle son dönemde artan D vitamini, üreme fonksiyonları arasındaki ilişki nedeni ile yani araştırmaların yapılmasının önü de açılmış oldu.

Kısırlık Tedavisinde Çiftlerin D Vitamini Almaları Gerekli

Bebek sahibi olamayan çiftlerinden özellikle bu tedavi sürecinde D vitaminini sofralarından eksik etmemeleri tavsiye edilmekte. Bu konuda yapılan araştırma sonuçlarının tamamının bilim çevrelerince de kabul edilmesi ile beraber bu konuda yeni araştırmaların geleceğine de kesin gözüyle bakılmaktadır.

Kısırlık tedavisinde son dönemlerde yaşanan bu sorunların çözümlerinin ortaya çıkması ile birlikte, bu alanda çeşitli araştırmaların sonuçlarının hep bu doğrultuda çıkması, bu rahatsızlıkla mücadele eden çiftleri umutlandırdı.

Yapılan çalışmalar yaklaşık 10 çiftten birinin aseksüel evlilik yaşadığını gösteriyor. Yılda 10 defadan az cinsel birliktelik yaşaması da bu kategoriye giriyor.

Üro-Androloji Uzmanı Prof. Dr. Halim Hattat, “Bu durumda çiftin cinsel iletişimi, ilişki kalitesi, evlilik uyumu ciddi şekilde etkileniyor. Çift cinsel açıdan giderek uzaklaşıyor. Eğer aseksüel bir evliliğiniz varsa sorunu ciddiye alın. Erkekte sertleşme sorunu, delay spray kullanmaksızın gelişen erken boşalma, testosteron hormonu azlığı, kadında orgazm problemi, cinsel ağrı ve cinsel isteksizlik cinsel birliktelik sıklığını düşürebiliyor” dedi.

Bu tarz hastaların nasıl tedavi edildiğini anlatan Prof. Dr. Halim Hattat, “Hastalara onların cinsel hayatını düzene sokacak tüyolar veriyoruz. Altta yatan fiziksel ve psikolojik nedenlere göre ilaç, hormon tedavileri, enjeksiyonlar hatta psikolojik ve çift terapisi gibi uygun bir tedavi seçildiğinde cinsel performans olması gereken seviyeye yeniden yükseliyor” ifadelerini kullandı.

HORMONLARI DÜZENLİYOR

Prof. Dr. Hattat şöyle devam ediyor: “Ne kadar sık cinsel birliktelik yaşayacağınızdan ziyade bu işin düzenine dikkat etmelisiniz. Haftada bir veya iki defa cinsel birliktelik yaşayıp 2 ay ara vermektense, düzenli şekilde belli aralıklarla yaşanılan cinsel birliktelik hormonları düzenliyor. Yani eşinize ve size uyan bir cinsel rutin yaratmak sadece cinsel tatmin ve psikolojik rahatlama sağlamıyor, fizyolojik olarak da sizi daha seksüel kılıyor. 3 haftadan daha az bir sıklık tüm cinsel hormonları ve cinsel fonksiyonları altüst ediyor. Bana sorarsanız her hafta 1-2 kez cinsel birliktelik hem cinsel fonksiyonlar hem de eşinizle olan duygusal bağınızdan açısından şart.”

CİNSEL BİRLİKTELİĞİN SIKLIĞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

“Her çift dönemsel olarak daha fazla veya daha az cinsel birliktelik yaşayabilir. Her çiftin kendine uygun bulduğu sıklık farklıdır” diyerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Hattat, “Yapılan çalışmalar çiftlerin haftada 2-4 seferden ayda 2-4 sefere uzanan bir cinsel birliktelik sıklığı olduğunu gösteriyor. Cinsel birlikteliğin sıklığını etkileyen pek çok faktör var. Yaş, cinsel fonksiyon sorunları, cinsel iletişim eksikliği, stres, fiziksel, duygusal sağlık durumu, hastalıklar ve ilaçlar, vakitsizlik, yalnız kalacak zaman bulamamak, madde veya alkol bağımlılığı, ilişki durumu, ilişki problemleri, çatışmalar ve depresyon bu etkenlerin başında geliyor” şeklinde açıklamada bulundu.

label, , , , , ,

About the author