Tüp Bebek Tedavisi

Tüp bebek, yumurtanın laboratuvar ortamında sperm ile döllendirilerek embriyonun rahim içine yerleştirilmesi işlemidir. Embriyo rahim içi zara tutunarak bebek oluşacaktır.

Tüp bebek tedavisi infertil çiftlerde aşılama, in-vitro fertilizasyon (IVF) ve intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) şeklinde çeşitli tedavi uygulamalarını ihtiva eder.

Tüp bebek çocuk sahibi olamayan çiftlerde uzun yıllardır uygulanabilen bir yöntemdir. Tüp bebek yöntemi ile ilk canlı doğum 25 temmuz 1982′ de olmuştur. O günden günümüze 60.000’in üzerinde tüp bebek yöntemiyle bebekler dünyaya gelmiştir.

Tüp bebek tedavisi 1 yılı aşkın süre doğal yollardan hamile kalınamadığı durumlarda yapılan üremeye yardımcı tedavi uygulamalarını kapsayan yöntemlerdir. Tüp bebek yönteminde gebelik oranları %20-40, canlı doğum oranları % 15-25 arasındadır.

Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılır?
Tüp bebek tedavisinde günümüzde en çok kullanılan yöntem intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) yöntemidir. Bu yöntem ile ilk gebelik 1992 yılında elde edilmiştir. Daha öncesinde kullanılan yöntem ise in-vitro fertilizasyondur. Yumurtaların geliştirilmesini takiben vajinal ultrason ve aspirasyon iğneleri ile bu yumurtalar toplanır. Eş zamanlı olarak seminal sıvıdan ayrılmış eş spermleri ile labaratuvar ortamında döllenme sağlanır. Oluşan embriyo geçirme kanülü ile rahme yerleştirilir.

ICSI yönteminde sperm yumurtanın içine verilerek tüp bebek tedavisinde kullanılmaktadır. Bu yöntem erkekle ilgili sorunlardan kaynaklı problemler için fazlaca faydalı durumdadır.

Sperm sayısının az olması yahut hareket sorunu durumunda çözüm noktasında önemli bir seçenektir.

Tüp Bebek Teknolojisi
Hayvanlarda yapılan tüp bebek tedavi çalışmaları 1958’li yıllara uzanmaktadır. Yapılan çalışma ve deneyler teknolojik imkanlar ile birleşince devrim durumunda sonuçlar elde edilmiştir.

Tüp bebek tedavisinde yaşanan gelişmeler 1970’li yıllarda daha da hız kazandı. O dönemde insan üzerinde ilk embriyo transferi yapılmış fakat gebelik elde edilememiştir. 75’li yıllarda tüp bebek tedavisi ile ilk gebelik sağlanmıştır. Ancak bu konum dış gebelik ile sonuçlanmıştır.

1978 yılında in-vitro fertilizasyon ile ilk tüp bebek doğdu. IVF devrimsel bir buluş olmasına karşın tüp bebek tedavisinde kısıtlı bir kullanım alanına sahipti.

1983 senesinde embriyo dondurma ve çözme yöntemi uygulanarak ilk doğum gerçekleşti. Daha sonraki yıl gamet intrafallopian geçirme ile gebelik sağlandı. Aynı yıl yumurta dondurma sonrası gebelik oluşumu gerçekleşti.

1990 yılında preimplantasyon genetik tanı (PGT) kullanılmaya başlandı. Böylece tüp bebek tedavisinde genetik yapısı bozuk olmayan embriyolar kullanılabildi. 1992 senesinde intrastoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) ile gebelik elde edilmiştir. Bu yöntem günümüzde en sık kullanılan tüp bebek tedavisi yöntemidir. ICSI ile sperm dış ortamda yumurta içine enjekte edilebilmektedir. Bu da spermle ilgili birçok sorunda döllenme açısından emsalsiz çözüm sağlamıştır.

Daha sonraki yıllarda TESE gibi mikro cerrahi yöntemlerin de kullanıma sunulması ile tüp bebek tedavisinde geniş bir yelpazede hizmet sunmak mümkün olmuştur. TESE ile testislerden mikro cerrahi yöntemler ile örnek alıp sperm elde etmek kolaylaşmıştır.

Tüp Bebek Tedavisi
Tüp Bebek Tedavisi Antalya
Antalya tüp bebek tedavisi aşamaları tıpta yaşanmış olan gelişmeler ile birlikte oldukça kolaylaşmıştır. Artık testislerden mikro cerrahi yöntemlerle sperm elde edilmesi mümkündür. Elde edilmiş sperm yumurta içine verilerek döllenme sağlanmaktadır. Döllenen yumurta daha sonrasında rahim içine verilerek gebelik sağlanması mümkün olmaktadır.

Günümüzde en yaygın olarak kullanılan tüp bebek tedavisi intrastoplazmik sperm enjeksiyonudur. Tüp bebek tedavisinde yaşanan gelişmeler embriyo dondurma, gamet intrafallopian geçirme, zigot intrafallopian transfer ve yumurta dondurma gibi süreçler ile birlikte çok ilerlemiştir. Preimplantasyon genetik tanı ile birlikte genetik yapısı bozuk embriyolar elenerek normal olanlar ile gebelik sağlanabilmektedir.

A- Yumurta Geliştirici İlaç kullanması

Tüp bebek tedavisinde yumurta geliştirici ilaçlar yumurtlamanın olmadığı veya düzensiz olduğu durumlarda kullanılır. Bu yöntem ile amaç yumurtlamanın sağlanmasıdır. Ancak günümüzde yumurtlaması olan kadınlarda da bu tür ilaçlar kullanılabilmektedir.

Yumurta geliştirici ilaçların kullanımı 60’lı yıllara dayanmaktadır. Bu ilaçlardan en çok kullanılanı beyindeki uygun reseptörlere bağlanarak yumurta büyüten hormonların artmasına yol açar. Buda yumurta gelişimini sağlar. Bu ilacın basit ve ucuz olması bir avantajdır. Bu ilaç özellikle polikistik over sendromu gibi yumurtlama bozukluğu olan ve diğer faktörlerin normal olduğu durumlarda kullanılır.

Yumurta geliştirici ilaç kullanımı ile yumurtlaması olmayan kadınlarda büyük bir oranda yumurtlama sağlanır. İlacın başlanması ile birlikte yumurtanın geliştiği foliküller ultrason ile takibe alınır. Ultrason ile meydana getirilen takipte 20 mm civarında folikül görüldüğünde HCG denen çatlatma iğnesi ile yumurtlama sağlanır.

Çatlatma iğnesi sonrasındaki ilk 2 gün cinsel ilişki önerilir. Aşılama ise çatlatma iğnesini takiben 30-36 saat sonra yapılır.

Yumurta Geliştirici İlaçların Riskleri

Tüp bebek tedavisinde kullanılan yumurta büyütücü ilaçların bir ekip risk ve yan tesirleri vardır. En önemli risklerden biri çoğul gebelik durumudur. öteki bir önemli risk ise yumurtalıkların aşırı ihtarlması durumudur. Bu Ovaryan Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS) olarak bilinir.

OHSS riski için en önemli kriter çatlatma iğnesinin yapılacağı günkü folikül boyut ve sayısıdır. Birde kadınlık hormon değerinin yüksek olması da ayrı bir risk oluşturmaktadır. 14 mm’den büyük 5 den fazla folikül yahut 5 mm’den büyük 10 dan fazla folikül risk yaratır. Kadınlık hormon değerinin 2000 pg/ml üzerinde olması da diğer bir risk faktörüdür.

Yumurta Büyütücü İlaçların Yan tesirleri nelerdir?

Bulantı ve kusma,
Baş ağrısı,
Görme problemlerı,
Ateş basması,
Karında şişlik,
Göğüslerde dolgunluk,
OHSS.
Yumurta Büyütücü İlaçların Avantajları nelerdir?

Kullanımı kolay ve ekonomik,
Takip etmesi rahat,
Düşük OHSS riski.
Yumurta Büyütücü İlaçların Dezavantajları nelerdir?

Çoklu folikül gelişiminin sağlanamaması,
Rahim ağzı ve rahim içi zara negatif etkilerinin olması,
Yüksek iptal riski durumu.
Tüp bebek tedavisinde yumurta büyütücü ilaçların uzun süreli kullanımı önerilmemektedir. 6 aylık yumurtlamanın sağlandığı kullanımda gebelik sağlanamıyorsa kısırlık nedenleri tekrar gözden geçirilmeli ya da farklı bir ilaç kullanılmalıdır.

B- Yumurta Toplanması
Tüp bebek tedavisinin başarısında yumurta toplanması ve yumurta kalitesi fazlaca önemlidir. Kaliteli bir embriyo için kaliteli bir yumurta elde edilmesi gerekir. Yumurta toplama vakitı bu süreçte tehlikeli sonuç rol oynar. Çatlatma iğnesinin yapılmasından sonrasında 36. Saatte yumurta toplama işlemi yapılır.

Yumurta toplama işlemi transvajinal ultrason eşliğinde yapılır. Ultrason eşliğinde özel aparatlar üzerinden gönderilen iğne ile yumurtalık içindeki folikül denen yapılara girilerek yumurtalar toplanır. İğnenin öteki ucundaki aspiratör folikül sıvısını aspire eder. Elde edilen sıvı içinde embriyolog mikroskop altında yumurta arar. Yumurta gelmediği durumda işlem tekrarlanır.

Yumurta toplama işlemi anestezi altında yapılır. İşlem süresi averaj 15-20 dakika kadardır.

Yumurta toplama öncesi hazırlık;

Çatlatma iğnesi süresi geciktirilmemelidir.
İşlem için gerekli evraklar (nüfus cüzdanı, nüfus kayıt örneği belgesi vs) unutulmamalıdır.
İşlem çoğu zaman anestezi altında yapılır.
İşlem öncesi 6-8 saatlik açlık gerekir.
İşlem öncesi makyaj malzemeleri, oje, parfüm yahut deodorant kullanılmamalıdır.
Yumurta toplama öncesi idrar kesesi boş olmalıdır.
Baba adayından işlem günü sperm örneği elde edilir. Kaliteli sperm için 2-3 gün önce mastürbasyon ile boşalma sağlanması istenir. Eğer TESE yapılacaksa erkeğinde aç olması gerekir.
Erkeğin işlem öncesi günlerde sağlıklı beslenmiş olması, kafi sıvı alması, çay ve kahve tüketimini 1-2 bardak/gün ile sınırlaması, sigara ve alkol kullanmaması istenir.
Yumurta toplama sonrası dehemmiyet;

Yumurta toplama sonrası 2-3 saatlik takip yapılır.
2-3 saat sonrasında bir şeyler yenip içilebilir.
Evde ayaktan duş alınabilir. Deniz, havuz, küvet önerilmez.
Cinsel ilişkiye girilmemelidir.
İşlem sonrası küçük lekelenme şeklinde kanamalar görülebilir.
Verilen ilaçlar süresinde alınmalıdır.
Yumurta toplama sonrası doktorun bilgilendirilmesi;

Kasıklarda şiddetli ağrı olması,
bitkinlik, halsizlik, baş dönmesi ve ağrısı,
İdrar yapamama veya zorlanma,
Bulantı, kusma ve karında şişkinlik,
37.5 üzeri ateş.
Yumurta toplama komplikasyonları;

Kanama: Yumurtalıklardaki büyüme yumurtalıkların kanlanmasını artırır. Bundan dolayı işlem sırasında damar yapılarından kaçınılır. Her şeye karşın nadiren de olsa kanama gelişebilir. Yumurta toplama sonrası birkaç saat hastaya kanama takip edeni yapılır.
Enfeksiyon: Enfeksiyondan korunmak için işlem öncesi vajina temizlenir. Nadiren jinekolojik enfeksiyon ve iltihap gelişimi olabilir. Antibiyotik ile tedavi edilir.
Torsiyon: Torsiyon yumurtalıkların kendi ekseni çevreında dönmesi sonucu kanlanmasının bozulmasıdır. Bu durumda şiddetli alt batın ağrısı olur. Torsiyon yumurtalıkların büyük boyutlara ulaştığı durumlarda görülebilir. Acil müdahale edilmesi ihtiyaç duyulan bir durumdur.
C- İntrastoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI)
Bu yöntem mikroenjeksiyon (ICSI) olarak ta bilinir. Mikroenjeksiyon yöntemi günümüzde tüp bebek tedavisinde sık kullanılmaktadır. Mikroskop altında incelenen spermlerden yapısı en iyi olan seçilir. Daha sonrasında çok ince bir kanül ile yumurtanın içine enjekte edilir. Bu yöntem spermlerde sayı, hareketlilik ve fonksiyon bozukluğu durumlarında yapılır.

D- Klasik İnvitro Fertilizasyon (IVF)
Bu yöntemde sperm ve yumurtalar laboratuarda aynı ortama bırakılır. Spermler ve yumurtalar içinde kendiliğinden döllenme olur. Bu yöntemle elde edilmiş embriyonun kalitesi yüksektir. Ancak döllenme gerçekleşmeyebilir. Bu nedenle günümüzde pek kullanılmaz.

E- Embriyo Transferi
Embriyo transferi yumurta toplama işleminden sonraki 2, 3, 4, 5 ve 6. Günlerde yapılabilir. Hepimiz de başarı şansının yüksek olduğu gün değişikdır. Öncelikle elde edilmiş embriyoların kalitesi değerlendirilir. Embriyo sayı ve kalitesi hakkında aile bilgilendirilir. 35 yaşa kadar tek, 35 yaş üzerinde ise 2 embriyo transferi yapılabilir. Embriyo transferi için planlanan saatten önce ailenin hastanede olması gerekir.

F- Embriyo Dondurma (Kriyoprezervasyon)
Bu yöntemle ilk gebelik 1983 senesinde sağlanmıştır. Embriyolar dondurma işlemine hazırlandıktan sonrasında 2 aşamalı bir yöntemle -30°C ve -110°C ye kadar soğutularak sıvı nitrojen içinde saklanır. İlk aşfakat hücre içi sıvı kristalizasyonunu önlemek için hızlı dondurma, ikinci aşfakat ise yavaş dondurma sürecini içerir. Embriyo her aşamada dondurulabilir. Zigot yahut blastokist döneminde dondurulan embriyo senelerce saklanabilir. Embriyo çözme işlemi sonrası canlı kalma oranları %50-90 içinde değişmektedir. Günümüzde donma çözme sonrası embriyo transferi başarı oranları taze embriyo transferi ile ortalama benzerdir.

Embriyo dondurma OHSS riski olan hanımlarda, aktarma sonrası iyi kalite embriyo varlığı durumunda, preimplantasyon genetik tanı yapılacaksa, rahim içi zar kalınlığının azca olması durumunda, cerrahi girişim ve tedavi gerektiren hallerde, tedavi esnasında saptanan polip, miyom, perde yahut yapışıklık durumunda ve tekrarlayan tutmama durumlarında kullanılabilir.

G- Testiküler Sperm Estraksiyonu (TESE) nedir?
TESE menisinde hiç sperm olmayan erkeklerde tüp bebek tedavisi için mikrocerrahi bir operasyonla testislerden doku parçası alınarak sperm hücresi elde edilmesi işlemidir.

Tüp Bebek Tedavisinde TESE Kimlere Uygulanır?

Sperm kanallarında tıkanıklık olması,
Sperm yayınlarının doğuştan gelişmemesi,
Hormonal bozukluklar,
Y kromozomu üzerindeki sperm üretimini elde eden genetik sorunlar,
Kabakulak enfeksiyonuna bağlı sperm üretiminin olmaması,
Radyoterapi görmüş kişilerde sperm üretiminin durması durumunda,
Sperm üretimini durduran bazı kanser tedavi ilaçları kullanmak.
Tüp bebek tedavisinde TESE nasıl yapılır?

TESE anestezi altında mikroskop ile uygulanan ağrısız bir işlemdir. Her iki testisin birkaç farklı noktasından ufak doku parçaları alınır. Alınan doku parçalarından bir takım işlem sonrası sperm hücreleri seçilir. Elde edilmiş bu spermler ICSI işleminde kullanılır.

TESE ile elde edilmiş sperm hücreleri tüp bebek tedavisinde kullanılmak üzere dondurularak saklanır. Sperm dondurma işlemi elde edilmiş hücrelere bir zarar vermez. Tekrarlayan tüp bebek tedavi denemeleri için de faydalı olur.

Tüp bebek tedavisinde TESE öncesi hazırlıklar nedir?

İşlem öncesi 4-6 saat aç olunmalı,
Skrotal bölge tüyleri önceden temizlenmeli ve banyo yapılmalı,
İşlem öncesi bolca kıyafet tercih edilmeli.
Tüp bebek tedavisinde TESE işleminin riskleri nedir?

Canlı sperm hücresi elde edilememesi,
İşlem sonrası kanama,
İşlem sonrası enfeksiyon.
Tüp bebek tedavisinde TESE sonrası dikkat edilmesi gerekenler nedir?

İşlem sonrası 1-2 saat sonrasında fert taburcu edilir.
Kendinden eriyen dikişler kullanıldığı için dikiş almaya gerek kalmamıştır.
İşlemden birkaç saat sonra besin alımına geçilebilir.
Yedi gün sonra banyo yapılabilir.
Yedi gün cinsel ilişki önerilmez.
İşlem yerinde hafifçe ağrı olabilir.
Fazla miktarda ağrı, kızarıklık, şişlik, kanama durumunda doktorunuzu arayınız.
H- Mikroçip Uygulaması
Mikroçip uygulamasında sağlıklı spermleri öbürlerinden ayıran mikro kanalcıklar kullanılır. Bu kanalcıklar tıpkı bir süzgeç vazifesi görür. Bu mikro kanallar daha iyi kalitedeki spermlerin seçilmesine olanak sunar. Bu yöntemle sağlıklı olmayan spermler ayıklanır. Mikroçip uygulaması ile baba talibinın sperm sayısının azca olması durumunda gebelik elde edilme oranı artmıştır. Bu yöntemle DNA kalitesi yüksek spermler kullanıldığından oluşacak embriyoların DNA yapısı da daha kaliteli olacaktır.

İ- Morfolojik Olarak Seçilmiş Sperm Enjeksiyonu (IMSI)
Bu yöntemde sperm hücreleri 6000-8000 kat büyütülüp detaylı değerlendirilir. Dölenme için en iyi olanı bu şekilde seçilir. IMSI ile spermler yapısal olarak incelenir. Bu yöntem spermlerde sayı, hareket ve fonksiyon bozukluğu olan durumlarda uygulanır. Bu şekilde sağlıklı embriyo elde edilme şansı artmaktadır. IMSI yöntemi şu durumlarda kullanılabilir;

Sperme bağlı gebeliğin olmadığı durumlar,
Tekrarlayan düşük olması,
sebebi bilinmeyen infertilite,
Başarısız tüp bebek denemeleri olması,
Yumurta sayısının az olduğu durumlar.
Kısırlık (İnfertilite) Nedir?
Korunmasız, tertipli ve düzgüsel ilişkiye rağmen 12 ay içinde gebelik sağlanamamasına denir. Tıbbi olarak kısırlık yaygın olarak infertilite şeklinde anlatılır. Primer infertilite daha önce hiç gebelik oluşmaması olarak tanımlanırken, sekonder infertilite daha önce gebelik sağlandığı şekilde korunmasız ilişkiye rağmen yeni bir gebelik oluşmaması durumudur.

Kısırlık sosyal ve ruhsal yönü de olan bir sağlık problemidir. Çocuk sahibi olamamak çiftleri her yönü ile negatif olarak etkiler. Üreme fonksiyonu kompleks biroldukça sürecin aksamadan işlemesi sonucunda oluşur. Bu süreçlerden birinde meydana gelen aksama kısırlık olarak kendini gösterir.

Kısırlık tedavisinde nedene yönelik araştırma çok önemlidir. Kısırlık tedavisi çeşitli test ve görüntüleme yöntemleri ile kısırlığa neden olan sorunların bulunması ile başlar. Kısırlık sebeplerinin bulunması hem maddi hem de içsel kaybı ortadan kaldırır. Bu şekilde gereksiz tedavilerin önüne geçbilimselş olur.

Kısırlığın Toplumdaki Sıklığı Nedir?
Kısırlık toplumda % 10-15 oranında görülmektedir. Kısırlığın sebebi kadın, adam ya da her ikisinden kaynaklanabilir. Bu nedenle kısırlık tedavisine başlamadan önce bu sorunların tespiti için geniş bir araştırma yapılır.

İnfertilite problemi yaşamayan bir çiftte tertipli ilişki sonrası bir ayda kadında gebelik gelişme ihtimali %15 yöreındadır. Bu oran ilk 3 ayda %57, ilk 6 ayda %72, ilk yıl %85, 2’inci yılsonunda ise %93 civarındadır. Sadece bazen bilinmeyen nedenlerden dolayı 2 yıldan daha sonrasında gebe kalan hanımlar olabilmektedir.

Kısırlık tedavisi öncesi çiftlerin evlilik süresi, tertipli ilişki olup olmadığı sorgulanır. Kısırlık tedavisinde çiftlerin en büyük beklentisi sorunun biran önce çözülmesidir. Sadece bilinmelidir ki hem kısırlık aynı zamanda tüp bebek tedavisi bir takım test ve yöntemlerin uygulanması ile olan ve vakit alan tedavi yöntemleridir. Sabırlı olmak ve bu süreç içinde stresten uzak durmak gerekir.

Kısırlık sebepleri nedir?
Kısırlık nedenleri toplumlar ve yaş grupları içinde azca farklılık gösterse de kısır çiftlerin yaklaşık %20-25’inde yumurtlama bozuklukları, %20-30’unda tüplerle ilgili problemler, %40’ında adama bağlı sorunlar görülür. Çiftlerin % 40’ında birden fazla neden mevcut iken, %15-25’inde herhangi bir niçin ortaya konulamamaktadır. Başlıca kısırlık sebepleri şunlardır;

Yumurtlama ile ilgili sorunlar: Kadındaki kısırlığın en sık nedeni yumurtlama problemleridir. Yumurtlamanın olmaması, düzensiz ve seyrek olması kısırlığa niçin olur. Yumurtlama sorunları hormonal sebeplerden kaynaklanabilir. Yumurtlamaya bağlı sorunlardan en sık görüleni polikistik over sendromudur. Polikistik over sendromu kilo alma, adet görememe, ciltte tüylenme ve sivilcelenme ile giden bir hastalıktır.
Tüplerde yapışıklık, tıkanma veya tüycük hareketlerinde problem: Tüplerde yaşanan problemler yumurtanın sperm ile buluşmasını engeller. Döllenme çoğu zaman tüplerde olmaktadır. Bunun gerçekleşmemesi kısırlık ile neticelanır. Tüplerde yapışıklık ve tıkanma sık geçirilen enfeksiyonlar sonucu gelişebilir. Bazen de endometriozis veya geçirilmiş ameliyatlar tüplerde tıkanıklığa yol açar.
Rahim ağzı hastalıkları: Rahim ağzı enfeksiyonları ve bu bölgedeki kronik yaralar kısırlık nedeni olabilir. Polipler, geçirilmiş cerrahi girişimler ve rahim ağzı salgı problemlerına yol açan hormonal problemler kısırlığa yol açabilir.
Endometriozise bağlı yapışıklıklar: Endometriozis rahim içi zarın vücudun çeşitli bölgelerine yerleşerek bazı sorunlara yol açmasıdır. En sık yumurtalık, tüpler, ligamanlar ve rahim üzerine yerleşir. Yerleştiği yerde küçük kanamalar ve yapışıklıklar meydana getirir. Yumurtalıklarda yerleşen endometriozis odakları kanama atakları sonucu kistik bir görünüm almaktadır. Bunlara çikolata kisti adı verilir.
Allerijik sorunlar: Sperm ya da meniye karşı alerjik reaksiyonlar bulunabilir. Anti sperm antikorlar kısırlık nedeni olabilmektedir.
Sperm sayı ve hareketlerinde azalma: Gebeliğin oluşması hem sperm sayısı bununla birlikte sperm hareketlerinin sağlıklı olması ile mümkündür. Yetersiz sperm olması yahut hareket bozukluğu bulunması infertilite ile kendini gösterir.
Anormal sperm hücresi: Gebelik oluşumu için sayı ve hareket yanında sperm hücresinin normal olması da gerekir.
İnfertil Çiftin Değerlendirilmesi
Kısırlık değerlendirmesinin amacı kısırlığa neden olması olası faktörleri belirlemek, sebeplerine bakılırsa çifte süreç ile ilgili kafi bilgi vermek ve en uygun tedavi seçeneklerini sunmaktır. Ek olarak değerlendirme süreci boyunca danışmanlık, destek ve eğitim sağlamaktır.

İnfertil çift değerlendirilirken öncelikli olarak detaylı bir hikaye alınır. Çiftin fizik muayenesi yapılır, uygun testlerle problemin nedenleri tespit edilir.

Tedavi İçin Çiftin 12 Ay Çocuk Sahibi Olamaması Gerekir!
Bir çiftin kısır olarak kabul edilip araştırmalara başlanması için korunmasız, tertipli ilişkiye karşın 12 ay çocuk sahibi olamamaları gerekir. Bazı durumlarda 12 ayı beklemek gerekmez. Bu durumlar;

35 yaş üzerindeki kadınlar,
adet düzensizliği olan kadınlar,
bilinen yada şüphelenilen rahim, tüpler ile ilgili hastalığı olanlar ve endometriozisi olanlar,
adam ile ilgili malum sorun olduğunda olarak özetlenebilir.
Kısır Çiftlere Psikolojik Destek Verilmeli Mi?
Arzulanan bir gebeliğin sağlanması geciktikçe çiftlerde kaygı artar. Kendilerine güvenleri, cinsellikleri, birliktelikleri bu problemden etkilenmektedir. Çiftler kısırlık tanısı aldıklarında malum inkar, öfke, üzüntü ve kabullenme dönemlerinden geçerler. Yüksek ümit ve beklentilerle başlanılan tedavi siklusları başarısızlıkla sonuçlandığında derin üzüntü duyarlar hatta hekimi de suçlayabilirler. İnfertil çiftin ruhsal durumu da değerlendirilip, destek sağlanmalı gerekirse bir uzmandan yardım alınmalıdır. Yapılan biroldukça çalışmada stresin kısırlık tedavisini negatif etkilediği gösterilmiştir.